Panoramio is closing. Learn how to back up your data.

ERTUĞRUL TEKKE-İÇ DETAY

Not selected for Google Earth or Google Maps [?]

Comments (1)

anitsal on February 2, 2009

ERTUĞRUL TEKKE CAMİİ Makale; M Fikri AKTAN,mimar ANİ ANITSAL YAPILAR Beşiktaş ilçesinde Yıldız mahallesinde Yıldız caddesi üzerinde yer almaktadır.1887 de II. Abdülhamid (hd 1876-1909) tarafından Şazeli tarikatının ileri gelen şeyhlerinden bu tarikatın Medeni kolunun kurucusu Şeyh Hamza Zafir Efendi adına tesis edilmiştir.Cami-tekke niteliğinde olan bu kuruluşun adı Osmanlı hanedanının ceddi Ertuğrul Gazi nin hatırasını canlandırmak arzusunun yanısıra II. Abdülhamidin yine bu amaçla Domaniç yöresi Türkmenlerinden oluşturduğu Ertuğrul alalıyının ibadetine tahsis edilmesinden kaynaklanmaktadır.

Ertuğrul Tekkesi İstanbulda fazla yayılmamış olan daha önce Unkapanın da ki ve Alibeyköyde ki iki tekke ile temsil edilen Şazeli tarikatını güçlendirmekten çok İslam aleminin çeşitli yörelerinden Osmanlı başkentine gelen tarikat şeyhleriyle ile ulemayı ağırlamak özellikle bu kişiler aracılığı ile Osmanlı hanedanının tasarrufunda bulunan hilafet kurumunun prestijini arttırmak amacıyla tesis edilmiştir.Başka bir deyimle bu tekkenin varlık sebebi II. Abdülhamidin Panislamizm politikasına Şeyh Zafir Efendi nin Trablusgarp ın Mısra kasabası merkez olmak üzere Şazeliliğin yaygın olduğu bütün Kuzey Afrika daki büyük nüfuzuna dayanmaktadır.

Başlangıçta cami-tevhidhane ve selamlığı barındıran esas yapının yanısıra harem ve misafirhane bölümlerinden meydana gelen tekke 1905 – 1906 da türbe-kitaplık-çeşme üçlüsü ile donatılmıştır.Birbiriyle bağlantılı olan bu bölümlerin tasarımı Raimondo d‘Aronco‘ya aittir.Cami tevhidhaneye 1905 ten önce bir minare eklendiği tespit edilmektedir.Tekkeler kapatıldıktan sonra binaların mülkiyeti Vakıflar İdaresine intikal etmiştir.Cami-tevhidhane dışında kalan bölümler 1957 ye kadar Şair Nedim İlkokulu olarak kullanılmıştır.Bu arada gerekli bakımdan mahrum kalan yapılar ilkokulun başka yere taşınmasıyla cami olarak ibadete açılmıştır.1960 ların sonlarında çökme tehlikesiyle karşı karşıya kalan ana bina 1969-1973 arasında Vakıflar İdaresi tarafından esaslı bir onarıma tabi tutulmuş onarımdan sonra Vakıflar İdaresin‘nin depolarında çürümekte olan çeşitli tarikat eşyasının sergilendiği bir müze olması kararlaştırılmış ancak bazı siyasi spekülasyonlar nedeniyle bu karar uygulanamamıştır.Günümüzde ana bina cami olarak kullanılmakta türbe kitaplık ve çeşme sağlam durumda bulunmakta onarım kapsamına alınmayan harem ve misafirhane binaları ise her geçen gün biraz daha harap düşmektedir.

Kuruluşundan itibaren Şazeli tarikatının İstanbul daki merkezi olan aynı zamanda bu tarikatın Medeni kolunun piravi niteliğini taşıyan Ertuğrul Tekkesi nin ilk şeyhi Hamza Zafir Efendi Trablusgarp ın Mısra kasabasındandır.II. Abdülhamidin kendisine intisab etmesine ve aşırı ilgi göstermesine rağmen hükümdara olan yakınlığını kötüye kullanmamış bilgisi ve kişiliğiyle İstanbul da saygın bir mevkiye sahip olmuştur.Ayin günü Cuma olan tekkenin postuna Hamza Zafir Efendi den sonra küçük kardeşleri Muhammed Zafir Efendi nin geçtikleri bilinmektedir.

Ertuğrul Tekkesi yine II. Abdülhamid in yakınlarından Rıfai-Sayyadi Şeyhi Ebülhüda Efendi nin Serencebey deki tekkesi ile beraber “velinimetlerinin”çevresinde kümelenen devlet ricaline ve saray mensuplarına ait bahçeli konaklar arasında padişahın oluşturduğu bir tür manevi koruma çemberinin halkalarını meydana getirmekteydi.Tekke arsası kuzeyde Yahya Kemal Parkı diğer yönde ise Yıldız Sarayına doğru kavisler çizerek uzanan Yıldız caddesi ile sınırlıdır.Arsa doğuda batıya doğru alçalan eğimden dolayı istinat duvarı niteliğinde çevre duvarları ile kuşatılmış ayrıva kıble doğrultusunda uzanan bir istinat duvarı ile iki sete ayrılmış yüksekte kalan doğu yönündeki sete cami-tevhidhane ile selamlığı barındıran ana bina bunun batısında ayakta kalan sete de türbe-kütüphane-çeşme manzumesi yerleştirilmiştir.Batı sınırı dışında çevre duvarları eklektik üslupta süslemeler içeren dökümden mamül parmaklıklarla donatılmış sütun görünümlü babaların üzerine günümüzde yerlerinden sökülmüş olan vazolar yerleştirilmiştir.Dört adet avlu girişi içinde en görkemli olanı güneyde olanıdır.Hünkar dairesi ve mahfile geçit veren kapının karşısındadır.

Cami tevhidhane ile selamlık birimlerini ayrıca cami tevhidhane ile bağlantılı hünkar dairesini barındıran ana bina iki katlı ahşap iskeletli bir yapıdır.Duvarları bağdadi sıva dışarıdan ahşap kaplama ile oluşturulmuş çatı günümüzde Marsilya tipi kiremitlerle kaplanmıştır.Kuzeyde kısmen kagir bir bodrumunun üzerine oturmaktadır.Yapı kendi içinde üç ana bölüme ayrılmaktadır.Ortada kare planlı cami tgevhidhane harimi bunun güneyinde T planlı hünkar dairesi kuzeyinde de hünkar dairesinin simetriği olan kadınlar mahfili yer almaktadır.Altı adet giriş bulunmakta güneyde hünkar dairesine geçit veren kapının üzerinde 1887 tarihli inşa kitabesi yer almaktadır.

3.1. Yapının Plan Özellikleri

Camii tekke binası, kuzeyden güneye doğru uzanan büyük bir dikdörtgeni işgal etmekte olup, uzun cephesi 36.72 m ve dikdörtgenin dar cephesi ise 18.36m dir. Bina iki katlı ahşaptır. Kuzey tarafında bir kısım bodrumu mevcuttur. Esas giriş cephesi güneyde olup on adet mermer basamakla çıkılmaktadır. Ana kapıdan girildiğinde ahşap döner merdivenli geniş bir hol bulunmaktadır. Bu holün tavan ve duvarları tamamen nakışla ve pano halinde resimlerle kaplıdır. İki yanda geniş odalar mevcuttur. Merdivenden yukarı hünkâr mahfiline çıkılmaktadır. Buradaki holün de duvarları aynı şekilde desenli olup, tavanı gayet süslemeli bir şekilde yapılmıştır. Sonradan boyalarla muşamba haline getirilmiş bez üzerine çıta taksimatı olup, bu taksimat içine bitki motifleri ile işlenmiş alçı kabartma rölyefler döşenmiş, aralarına tezyinat yapılmış ve alçı kabartmaların üzerine altın yaldız sürülmüştür. Bu holun iki yanında yine geniş ahşap odalar mevcut olup sağ yandakiler planda görüldüğü gibi iç içe olup hünkarın kafes arkasından camii içindeki merasimi takip ettiği anlaşılmaktadır. Sol yandaki kapıdan ise camii etrafını saran mahfil salonuna geçilmektedir. Bu Odaların duvar ve salonları özel desenlerle bezenmiştir.

Binanın orta kısmında 12x12m boyutunda ve ortasında 8 dilimli ahşap kubbesi olan ve yapının iki katını birden kapsayan bir camii bulunmaktadır. Caminin etrafı ahşap sütunlarla çevrelendiğinden gerek zemin katından, gerekse üst kattan caminin içi görülmektedir. Üst katta sütunlar arasında sert ağaçtan sık kafesler konmuş olup, camini içi bu kafesler arasından görülmekte, içinde de güzel bir dekor teşkil etmektedir. Caminin kuzey tarafında tekkeye ait altlı üstlü odalar mevcut olup kuzeybatı kısmında da bir de kâgir minaresi mevcuttur. Bu odaların tavan ve duvarlarında da daha sadeleştirilmiş olmakla beraber aynı karakterde tezyinat vardır. Caminin batı kısmında Şeyh Zafiri’ye ait bulunan türbe kare planlıdır ve üzerinde çift katlı soğan kubbe mevcuttur. Bu türbenin yanında aynı karakterde bir kagir kütüphane olup, kütüphane ile türbe açık bir koridor ile birbirine bağlanmıştır. Heyetin sınır duvarında bir de çeşme vardır.

3.2. Yapının Cephe Özellikleri Caminin ve tekke binasının geniş çatısı marsilya kiremit ile örtüdür. Binanın dış duvarlarını çepeçevre saran atika duvarı çatıyı dış görünüşte kısmen gizlemektedir. Cepheler binanın kuzey ve güney kısımlarında planda yapılan simetrik çıkmalarla nispeten hareketlendirilmiştir. Yine cephelerde bol miktarda ve çeşitli tiplerde kullanılan ahşap plastır ve süslerle cepheler sıradanlıktan kurtarılmış, zarif bir mimari görünüş elde edilmiştir. Kendine mahsus görünüşteki düz ve kemerli pencereler de bu mimari zarafete eklemiştir. Yapının hemen bütün mekanlarında bağdadi sıvalı duvarlarda kalem işi tekniği ile meydana getirilmiş eklektik üslupta süslemeler görülür.Mekanların köşeleri ile kapı ve pencere açıklıkları arasında kalan yüzeyler dikdörtgen panolara bölünmüş bunların ortalarında klasik Osmanlı süslemelerindeki Rumilerle barok-rokoko üslubundan alınma kıvrık dalların karışımından oluşan şemseler kondurulmuş köşelere de aynı öğeleri içeren köşebentler resmedilmiştir.Cami tevhidhanenin duvarlarında sadece köşebentlerle yetinildiği gözlenir.Tavanlarda, ahşap kaplama üzerine gerilen muşambaların yüzeyine, duvardakilerle uyum gösteren nakışlar yapılmıştır.Özellikle hünkar dairesine ait olan mekanlarda duvar ve tavan tezyinatının, Yıldız Sarayı’ndaki birtakım bölümlerde bulunan tezyinatın yoğunluğuna ulaştığı tavan göbeklerinde ve eteklerinde yaldızlanmış kartonpiyer öğelerinin kullanıldığı fark edilmektedir..Camim tevhidhanedeki tavan süslemesinin nispeten sade tutulduğu, seksiz dilime ayrılmış kubbe yüzeyinin, pastel renklerle çalışılmış kıvrık dal kompozisyonları ile kaplandığı gözlenir..Sarayla yakın ilişki içinde olan diğer birtakım geç devir tekkelerinde görüldüğü üzere, burada da gayrimüslim saray nakkaşlarının elinden çıkmış olan bütün bu süslemeler yapıya oldukça profan bir hava katmaktadır. Yan yana yer alan mihrap ile minber, malzeme(ahşap), tasarım ve süsleme bakımından tam bir bütünlük içindedir. Mihrap nişinin içi, kordonlarla iki yana tutturulmuş püsküllü perdeler, ortada zincirlerle asılı kandil, tepede ay yıldız grubu ve yıldızdan çıkan altın yaldızlı ışınlarla bezelidir.İki yandan yivli pilastrlar ile kuşatılmış olan mihrap nişinin üzerinde 1305/1887 tarihli mihrap ayeti panosu yer alır.Bunun da üstünde, mihrap ile minberi birbirine bağlayan, yatay konumda konsollu bir silme uzanmaktadır.Minber kabartma rozetlerle süslü korkuluğu ve yuvarlak kemerli köşk kısmı ile garip, oransız bir görünüm arz eder.Doğu yönünde bulunan ahşap vaaz kürsüsü, II. Abdülhamit dönemi saray mobilyalarını hatırlatan süslemeleri ile dikkat çeker.Özellikle kürsünün, cemaatin dağılımına göre icabında kendi ekseni etrafında dönebilecek şekilde imal edilmiş olması ilginçtir.

Cami tevhidhanenin cephelerinde, alttakiler dikdörtgen açıklıklı, üsttekiler yuvarlak kemerli olmak üzere iki pencere grubu sıralanmaktadır.Pencereler arasında kalan yüzey ahşap silmelerle yatay dilimlere ayrılmış, bazıları damlalık frizleri ile donatılmış olan bu silmelerin yanısıra yuvarlak kemerli yalancı pencereler tasarlanmıştır.Ahşap çatıyı gizleyen kalkan duvarının son onarımda değişikliğe uğradığı, bazı süsleme ayrıntılarının yok edildiği anlaşılmaktadır.Yapının kuzeybatı köşesindeki girintiye yerlerştirilmiş olan kagir minare ile ahşap yapı kitlesi arasında herhangi bir organik bağ bulunmamaktadır.Sonradan eklenmiş olan minarede malzeme olarak tuğla ve taş kullanılmış, kesme taş işçiliği arz eden konsollu şerefe dolgusu ve profilli külah dışında kalan kesimler sıvanmıştır.Pabuç kısmı olmaksızın doğrudan kaideye oturan sekizgen prizma biçimindeki gövdenin yüzeyleri silmelerle çerçevelenmiştir. Şeyh Zafir Türbesi ile kütüphane ve çeşme konumları, malzemeleri ve tasarımları ile, kendi içlerinde, ahşap tekke binasından tamamen bağımsız bir bütün oluşturmaktadır.Her ikisi de iki katlı olan ahşap harem dairesi ile kagir misafirhane binası, inşa edildikleri dönemde İstanbul’un hemen her yerinde benzerlerine rastlanan konaklardır.Söz konusu yapılarda, pencereleri taçlandıran üçgen alınlıklar,Korint başlıklı pilastrlar gibi neorönesans ve ampir üsluplarına bağlanan cephe ayrıntıları teşhis edilmektedir. 2008 ,ANKARA, FİKRİ AKTAN

Sign in to comment.

Photo details

  • Uploaded on January 31, 2009
  • © All Rights Reserved
    by anitsal
    • Camera: SONY CYBERSHOT
    • Taken on 2006/05/13 07:54:37
    • Exposure: 0.025s (1/40)
    • Focal Length: 9.70mm
    • F/Stop: f/2.000
    • ISO Speed: ISO100
    • Exposure Bias: 0.00 EV
    • Flash fired

Groups