SANIRIM SERİNİN KAPAK RESMİNE. KAPAK OYUNU VE BAŞLIĞI GÜZEL UYACAKTIR.
söylediğim gibi çocuklarla başladı ve yine çocukların olduğu bir başka kereyle bitiriyorum. öncelikle fotoğrafın içeriği. : Lefkoşada sur içi denilen bölgede çekildi.yine aynı çocuklar. sokakları gezerken çocuklar fotoğraflarını çekmemi istemeleriyle bu kareler oluştu.. birbirlerine kapak fırlatarak oyun oynuyorlardı. .çocuktan elindeki kapağı üstüme doğru atmasını istedim.o an aklımdaki sahne .çocuğun elinden kapağın çıktığı anı yıkalamaktı.2 gün sonra alanyada pozları tab ettikten sonra elime aldığımda bende sizin gibi bu şahane duruşu hayretle gördüm .sokağın otantik görüntüsü .yarı harabe , benim lübnan ve filistine benzettiğim evlerin önünde oyun oynuyan bu çocuk (sanırım türkiyeden adaya yerleşmişler) kapağı attıktan sonra hızla ellerini beline götürüp bu çocuksu ve sımsıcak duruşu vermiş.benim için en önemli ve en akılda kalıcı sahne buydu aklımdan hiç çıkmayan bir sahne olarak. umuyorum sizlerde beğenirsiniz.
Bu final kıbrıs fotoğrafından sonra şimdi birazda . bireysel bu gezim hakkında edindiğim fikirleri ve 2003 yılında 3 günlük bir geziden geriye kalan birkaç detayı özetlemek isterim . Öncelikle Bu yaz kıbrısa gidin diyerek başlıyorum. Kıbrıs a gidecek bir insan ın aklında bir kaç eski düşünceninde bence aydınlığa kavuşmasıda gerekir . bunlar 'kıbrısın türkiye cumhuriyeti toprağı olduğu ve ordaki insanların sadece bizim sayemizde var olduklarıdır. öncelikle ordaki insanların karşısında eşit bir bakış açısı içinde olunmalıdır bence.gidilen yerin ayrı bir yurt ayrı bir toplum olduğunu kabullenmek lazım . kıbrıs bağımsız bir cumhuriyet devletidir. pek çoğumuzun aklındaki bir kanıdır aslen bu sahiplenmek duygusu . bu duygularla şekillenmiş ilişkiler hakkında bir iki saptamamı aktaracağım .kıbrıs halkı genel bir türkiye vatandaşı kimliğindedir .ancak yaşayış tarzları kültürel yatkınlıkları birazda adanın uzun yıllar ingiltere hakimiyetinden kaynaklı olmalı ingiliz tarzı bir yaşam kültürü dene bilir diye. mesele trafik ingilteredeki gibi soldan işler.ada dünyadan soyut denile bilir bir bakıma . resmi olarak tanımış olan tek ülke türkiyedir . ingiliz ve fransız turistler her daim ayırt edile bilir şekilde varlıklarını hissetiriyor sizlere..kıbrısta ingiltere menşeili ürün çokça bulunur.bu bir nevi kıbrısın ekonomisine bir katkı gibidirde aynı zamanda.. gezerken adres sorduğumda . bazen yüzünü çevirip gidenler yada görmezden gelip kısık sesli bir git sözünede şayit oldum. bu olayı kaldığım pansiyonun sahibiyle sohpet ederken gündeme getirdiğimde aldığım cevap.türkiyeden gelenlerin bazı kesim tarafından istenmediğiydi. yanlız bunu türklere karşı gibi algılamak yanlış olacaktır.bu hisse kapıla bilirsiniz.bazı insanların kendilerini adanın sahibi gibi gördüğünü.kıbrıslıların kendilerine borçlu olduğunu . çalışma konusunda adanın fiyat ve gerçeklerini bozduğunu söylemesiyle olayın kişisel olmadığını düşünmeye başladım. ki . özellikle bu yakın zamanlarda araştırmlar yaptım ve nedenin buna dayandığına iyice kannat getirdim.. kesinlikle. K.K.T.C. ayrı bir devlet ve bağımsız bir toplumdur.
gezme anlamında sınır tanımayın . yani bir noktadaki otobüs durağından adanın her köşesine 45 dk mesafeli bir yolculukla kolayca ulaşabilirsiniz. girne yi ve gazi magusayı mutlaka öneririm.tarihi kalesi ve eski kilise yapıları magusa için çok önemli bir özellik. girnede konaklama bana göre en kolay seçenekti. hem gece ve gündüz en faal yerleşim hemde ulaşımda lefkoşadan sonra ikinci merkez. otel den ziyade pansiyon türü yerlerde kalmanızı öneririm.2003 te kişi başı 20 milyon . oteller ise 25 ten başlıyor. su ve yemek nerdeyse tek pahalı şey denile bilir. onun dışında herşey türkiyeyle aynı denecek düzeyde. özellikle bayan turistlerin sanırım en çok ilğisini çekecek şey. özellikle porselen ve türevlerinin ucuz olmasıdır. sıkçada duyuyoruz dur kıbrıstan teskere alıp gelen bir askerin kolilerle eşya getirdiğidir. çeyiz yapacaklar için gitmişken önemli bir olanak ola bilir bence :) önceki bir fotoğraftaki bir konuyada değinmek istiyorum. KORKUT arkadasımızın bir hatırlatması vardı. benim tespit olarak yazdığım ' kıbrısta sokaklarda yerli halktan bayana sadece birkez rastlamadığım. bunun nedeninin kıbrısta bayanların günlük yaşamdan biraz soyut yaşadıklarımıydı!! bu konuda KORKUT un tespitinide ekliyorum : '' yanlış bir gözlemde bulunmuşsun yanlız... kıbrısın yerli kadınları hakkında... sanırım sen lefkoşanın suriçi bölgesini gezerek bu kanıya vardın (turistlerden de bahsettiğinde göre)... bu bölge lefkoşanın evet tarihi merkezi ama aslında çok küçük bir bölümü ve üstelik yerli halkın hemen hemen hiç ikamet etmediği bir bölge... (yerli halk sur dışındaki modern lefkoşada, büyük çoğunlukla müstakil evlerde ve sayıları son yıllarda artan apartmanlarda ikamet ediyor çünkü %95 oranında en az)... suriçinde ise anadoludan ve özellikle hatay bölgesinin kırsalından göç etmiş olan türkiye kökenliler yaşıyor.''
evet bu konuda bir not eklemem gerekiyor. fotoğraflar kıbrısın suriçi denilen eski merkezi yerleşim yerinde çekildi ve 3 günlük gezi de ortalama bu sınırlar içinde gerçekleşti. tabi o dönemde kıbrısın yerleşim yapısı hakkında sınırlı bilğilerim vardı. KORKUT a uyarısı için teşekürederim .
UMARIM KIBRIS SERİSİ FOTOĞRAFLAR VE NOTLAR İLE KIBRIS HAKKINDA KİŞİSEL BİRAZ DENEYİMİMİ FAYDALI OLACAK ŞEKİLDE AKTARMIŞIMDIR.
Comments
GENEL FOT. //inanuc®, on July 29, 2007, said:
MERHABA. bu serideki son fotoğrafım .
SANIRIM SERİNİN KAPAK RESMİNE. KAPAK OYUNU VE BAŞLIĞI GÜZEL UYACAKTIR.
söylediğim gibi çocuklarla başladı ve yine çocukların olduğu bir başka kereyle bitiriyorum. öncelikle fotoğrafın içeriği. : Lefkoşada sur içi denilen bölgede çekildi.yine aynı çocuklar. sokakları gezerken çocuklar fotoğraflarını çekmemi istemeleriyle bu kareler oluştu.. birbirlerine kapak fırlatarak oyun oynuyorlardı. .çocuktan elindeki kapağı üstüme doğru atmasını istedim.o an aklımdaki sahne .çocuğun elinden kapağın çıktığı anı yıkalamaktı.2 gün sonra alanyada pozları tab ettikten sonra elime aldığımda bende sizin gibi bu şahane duruşu hayretle gördüm .sokağın otantik görüntüsü .yarı harabe , benim lübnan ve filistine benzettiğim evlerin önünde oyun oynuyan bu çocuk (sanırım türkiyeden adaya yerleşmişler) kapağı attıktan sonra hızla ellerini beline götürüp bu çocuksu ve sımsıcak duruşu vermiş.benim için en önemli ve en akılda kalıcı sahne buydu aklımdan hiç çıkmayan bir sahne olarak. umuyorum sizlerde beğenirsiniz.
Bu final kıbrıs fotoğrafından sonra şimdi birazda . bireysel bu gezim hakkında edindiğim fikirleri ve 2003 yılında 3 günlük bir geziden geriye kalan birkaç detayı özetlemek isterim . Öncelikle Bu yaz kıbrısa gidin diyerek başlıyorum. Kıbrıs a gidecek bir insan ın aklında bir kaç eski düşünceninde bence aydınlığa kavuşmasıda gerekir . bunlar 'kıbrısın türkiye cumhuriyeti toprağı olduğu ve ordaki insanların sadece bizim sayemizde var olduklarıdır. öncelikle ordaki insanların karşısında eşit bir bakış açısı içinde olunmalıdır bence.gidilen yerin ayrı bir yurt ayrı bir toplum olduğunu kabullenmek lazım . kıbrıs bağımsız bir cumhuriyet devletidir. pek çoğumuzun aklındaki bir kanıdır aslen bu sahiplenmek duygusu . bu duygularla şekillenmiş ilişkiler hakkında bir iki saptamamı aktaracağım .kıbrıs halkı genel bir türkiye vatandaşı kimliğindedir .ancak yaşayış tarzları kültürel yatkınlıkları birazda adanın uzun yıllar ingiltere hakimiyetinden kaynaklı olmalı ingiliz tarzı bir yaşam kültürü dene bilir diye. mesele trafik ingilteredeki gibi soldan işler.ada dünyadan soyut denile bilir bir bakıma . resmi olarak tanımış olan tek ülke türkiyedir . ingiliz ve fransız turistler her daim ayırt edile bilir şekilde varlıklarını hissetiriyor sizlere..kıbrısta ingiltere menşeili ürün çokça bulunur.bu bir nevi kıbrısın ekonomisine bir katkı gibidirde aynı zamanda.. gezerken adres sorduğumda . bazen yüzünü çevirip gidenler yada görmezden gelip kısık sesli bir git sözünede şayit oldum. bu olayı kaldığım pansiyonun sahibiyle sohpet ederken gündeme getirdiğimde aldığım cevap.türkiyeden gelenlerin bazı kesim tarafından istenmediğiydi. yanlız bunu türklere karşı gibi algılamak yanlış olacaktır.bu hisse kapıla bilirsiniz.bazı insanların kendilerini adanın sahibi gibi gördüğünü.kıbrıslıların kendilerine borçlu olduğunu . çalışma konusunda adanın fiyat ve gerçeklerini bozduğunu söylemesiyle olayın kişisel olmadığını düşünmeye başladım. ki . özellikle bu yakın zamanlarda araştırmlar yaptım ve nedenin buna dayandığına iyice kannat getirdim.. kesinlikle. K.K.T.C. ayrı bir devlet ve bağımsız bir toplumdur.
gezme anlamında sınır tanımayın . yani bir noktadaki otobüs durağından adanın her köşesine 45 dk mesafeli bir yolculukla kolayca ulaşabilirsiniz. girne yi ve gazi magusayı mutlaka öneririm.tarihi kalesi ve eski kilise yapıları magusa için çok önemli bir özellik. girnede konaklama bana göre en kolay seçenekti. hem gece ve gündüz en faal yerleşim hemde ulaşımda lefkoşadan sonra ikinci merkez. otel den ziyade pansiyon türü yerlerde kalmanızı öneririm.2003 te kişi başı 20 milyon . oteller ise 25 ten başlıyor. su ve yemek nerdeyse tek pahalı şey denile bilir. onun dışında herşey türkiyeyle aynı denecek düzeyde. özellikle bayan turistlerin sanırım en çok ilğisini çekecek şey. özellikle porselen ve türevlerinin ucuz olmasıdır. sıkçada duyuyoruz dur kıbrıstan teskere alıp gelen bir askerin kolilerle eşya getirdiğidir. çeyiz yapacaklar için gitmişken önemli bir olanak ola bilir bence :) önceki bir fotoğraftaki bir konuyada değinmek istiyorum. KORKUT arkadasımızın bir hatırlatması vardı. benim tespit olarak yazdığım ' kıbrısta sokaklarda yerli halktan bayana sadece birkez rastlamadığım. bunun nedeninin kıbrısta bayanların günlük yaşamdan biraz soyut yaşadıklarımıydı!! bu konuda KORKUT un tespitinide ekliyorum : '' yanlış bir gözlemde bulunmuşsun yanlız... kıbrısın yerli kadınları hakkında... sanırım sen lefkoşanın suriçi bölgesini gezerek bu kanıya vardın (turistlerden de bahsettiğinde göre)... bu bölge lefkoşanın evet tarihi merkezi ama aslında çok küçük bir bölümü ve üstelik yerli halkın hemen hemen hiç ikamet etmediği bir bölge... (yerli halk sur dışındaki modern lefkoşada, büyük çoğunlukla müstakil evlerde ve sayıları son yıllarda artan apartmanlarda ikamet ediyor çünkü %95 oranında en az)... suriçinde ise anadoludan ve özellikle hatay bölgesinin kırsalından göç etmiş olan türkiye kökenliler yaşıyor.''
evet bu konuda bir not eklemem gerekiyor. fotoğraflar kıbrısın suriçi denilen eski merkezi yerleşim yerinde çekildi ve 3 günlük gezi de ortalama bu sınırlar içinde gerçekleşti. tabi o dönemde kıbrısın yerleşim yapısı hakkında sınırlı bilğilerim vardı. KORKUT a uyarısı için teşekürederim .
UMARIM KIBRIS SERİSİ FOTOĞRAFLAR VE NOTLAR İLE KIBRIS HAKKINDA KİŞİSEL BİRAZ DENEYİMİMİ FAYDALI OLACAK ŞEKİLDE AKTARMIŞIMDIR.
BİR GÜN MUTLAKA KIBRISA GİDİN :)
OKUDUĞUNUZ İÇİN TEŞEKÜRLER. İNAN UÇ ( ... )
Eladio Osorio Monten…, 19 hours ago, said:
Muy buena fotografía, me gusta mucho.
Un saludo desde España
Visit my fotoblog
MIL XEITOS DE OLLAR