ahmet soyak
photos
on Google Maps
views
KENT KAŞİFİ - URBAN EXPLORER “Yarına dair sorumluluğum var, bu nedenle bu sayfada paylaşım yapıyorum” "Teknik olarak kötü ama güçlü bir görüntüyü, tekniği iyi ama zayıf bir görüntüye her zaman tercih ederim," Robert Capa .Fotoğraflarım sadece paylaşım maksadını taşımaktadır.Burası aynı zamanda benim yeryüzüne açık kişisel sergimdir. Toplumsal hafızaya ve ortak geçmişe katkı yapmak arzusundayım. Seyretmek Ücretsizdir. Fotoğraflar Belge niteliğinden olduğundan ayrıntılıdır.Fotoğraflarımın bütün hakları saklanmıştır.(Vicdanınıza saygı adına sadece kaynak göstererek kullanabilirsiniz) (ahmetsoyak@gmail )(facebook.com/ahmetsoyak) (facebook.com/Ahmetsoyak.Ankara ) Selam ve Saygı ile...

ahmet soyak's conversations

Gazi Mezarlığında Toprağa Verilmek İçin Türkiye Muharip Gaziler Derneği Üyeliği ve Düzenli Aidat Şartı 10 Ağustos 2010 Salı 11:07 Ankara'da, Bir Gazinin Cenazesinin 'Gaziler Mezarlığına Türkiye Muharip Gaziler Derneği'ne Üye Olmadığı Gerekçesiyle Defnedilmediği Ortaya Çıktı. Başka Bir Gazi de Üyelik Aidatlarını Aksattığı Gerekçesiyle Ankara Karşıyaka Mezarlığı'nda Gaziler İçin Özel Olarak Oluşturulan Gazi Mezarlığına Defnedilmedi.

Ankara'da, bir gazinin cenazesinin 'gaziler mezarlığına Türkiye Muharip Gaziler Derneği'ne üye olmadığı gerekçesiyle defnedilmediği ortaya çıktı. Başka bir gazi de üyelik aidatlarını aksattığı gerekçesiyle Ankara Karşıyaka Mezarlığı'nda gaziler için özel olarak oluşturulan gazi mezarlığına defnedilmedi. Büyükşehir Belediyesi Meclisi Hukuk ve Tarifeler Komisyonu'nda gündeme gelen konu , mezarlıklarda özel olarak oluşturulan şehit mezarlığının yanı sıra gazi mezarlığında yaşanan defin sorunu ilginç bir ayrıntıyı ortaya çıkardı. Geçen yıl yaşamını yitiren bir gazinin sivil toplum kuruluşu olan Türkiye Muharip Gaziler Derneği'ne üye olmadığı, bir diğer gazinin de üyelik aidatlarını aksattığı gerekçesiyle Ankara Karşıyaka Mezarlığı'nda gaziler için özel olarak oluşturulan gazi mezarlığına defnedilmedi. Konuyla ilgili Ankara Büyükşehir Belediyesi Meclisi Hukuk ve Tarifeler Komisyonu'nda görüşülen konuda gazilik beratı bulunan her gazinin Karşıyaka Mezarlığı'ndaki 'Gaziler Mezarlığı'na defnedilebileceği ve ücret alınmayacağı vurgusu yapıldı. Komisyon raporunda şu bilgiye de yer verdi: "2009 yılı içerisinde bir gazi yakını, Mezarlık Müdürlüğü'ne müracaat ederek, Türkiye Muharip Gaziler Derneği'nin üyesi olmadıkları için, bir başka gazi yakını da üye olduğu halde üyelik aidatının aksatıldığı gerekçesiyle ölen gazilerinin, gaziler mezarlığına defnedilmesine dernek tarafından izin verilmediği bildirmişlerdir. Bunun üzerine, adı geçen derneğin Sosyal İşler Başkanı ile görüşülmüş olup, kendisi üyeleri olmayan veya aidatlarını aksatanların dernek kararı gereği gaziler mezarlığına konulmadığını itiraf etmiştir." Süleyman Karacan başkanlığında toplanan Hukuk ve Tarifeler Komisyonu, bu işin sosyal belediyecilik prensipleri ile uyuşmadığına karar vererek, "Mezarlık adasının dernek adına mı yoksa gazilere mi tahsis edildiği bilgisine ulaşılmaya çalışılmıştır. Derneğin Sosyal İşler Başkanı'nın Mezarlıklar Müdürlüğü'ne vermiş olduğu belgede Türkiye Muharip Gaziler Derneği'nin Ankara Karşıkaya bulunan K-11 ve K-5 adalarının 24.10.1980 tarih ve 9337 sayılı encümen kararı ile gazilere tahsis edildiğinden söz edilmekte olduğundan, belediyemizin ilgili birimlerinde yapılan incelemede bu bilgiye rastlanılmadı. Yazı ile anılan dernekten encümen kararının bir sureti istenilmiş; ancak bugüne kadar tahsisle ilgili herhangi bir belge ibraz edilmemiştir." ifadelerine yer verildi. Hukuk ve Tarifeler Komisyonu, gazilerin ölümlerinde derneğe bağlı kalınmadan ve hiçbir defin ücreti ödenmeden gaziler mezarlığına defnedilmesine hükmetti.http://www.haberler.com/gazi-mezarliginda-topraga-verilmek-icin-turkiye-2186420-haberi/

Elinize, emeklerinize sağlık Ahmet Bey.

13.01.2013 13:24
Aydınlık gazetesi yazarı Hikmet Çiçek, 28 Şubat soruşturması kapsamında gözaltına alınan ve serbest bırakılan eski Genelkurmay Başkanı'nın kendisini 27 Mayıs öncesinde Rüştü Erdelhun'a benzeten sözlerini eleştirdi.

Çiçek, ayrıntılı bir Erdelhun portesi çıkardı.

İşte Çiçek'in kaleminden Rüştü Erdelhun portesi:

28 Şubat soruşturmalarında ifadesi alınan eski Genelkurmay Başkanı Org. İsmail Hakkı Karadayı, TSK içinde “amirin istemediği teşkilatlanmalara” örnek olarak 27 Mayıs’ı gösterdi. 27 Mayıs devrimini “darbe” devrimin önderini de “albaylar cuntası” olarak niteleyen Karadayı kendisini de, Demokrat Parti iktidarının Genelkurmay Başkanı Org. Rüştü Erdelhun’a benzetti.

Karadayı şöyle diyor:

“27 Mayıs’ta 37 subay, Genelkurmay Başkanı Rüştü Erdelhun’un karşı olmasına rağmen Anayasayı ve TBMM’yi feshetmiş, darbeyi gerçekleştirmiştir. Erdelhun, darbeye karşı çıkmasına rağmen albaylar cuntası darbeyi yapmıştı. Hatta Rüştü Erdelhun paşanın rütbeleri sökülüp, er statüsüne indirilmişti. Darbeden sonra Genelkurmay Başkanlığından da alınan Erdelhun, ihtilalciler tarafından yapgılanmıştı.”

ERDELHUN KİMDİR

Gelin şu Rüştü Erdelhun’u daha yakından tanıyalım. Özellikle genç kuşaklara Erdelhun’un marifetlerini hatırlatalım.

İktidarın adamıydı

Rüştü Erdelhun, Demokrat Parti iktidarının adamıydı. Cumhurbaşkanı Celâl Bayar’a yakın bir isimdi. İçişleri Bakanı Namık Gedik ve Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’yla da yakın ilişkileri vardı. Zaten bu yakınlığı nedeniyle 1958 yılında, 2. Ordu Komutanı iken Genelkurmay Başkanı yapılmıştı. Aynı yıl aniden ölen Kara Kuvvetleri Komutanı Necati Tacan yerine 3. Ordu Komutanı Cemal Gürsel getirilmişti. Erdelhun, Gürsel’in bu makama atanmasını engellemek istemiş ancak başaramamıştı. Genelkurmay 2. Başkanlığına ise on yıl sonra 27 Mayıs’ın özgürlükçü Anayasasına ilk tırpanı vuracak olan Cevdet Sunay getirilmişti. 27 Mayıs’ın devrimci önderleri, diğer generallerle birlikte Sunay’ı da emekli etmediklerine sonradan çok pişman olacaklardı. Bu kadrolar (Erdelhun, Sunay ve Gürsel) 27 Mayıs’a kadar değişmeden kalacak ve Cemal Gürsel, devrimin önder kadrosunun başına getirilecekti.

Amerikancıydı

GENÇ SUBAYLAR SEVMEZDİ

Neyse biz Erdelhun’a dönelim. Rüştü Erdelhun, Türkiye’de görev yapan Amerikalı askerlerle yakın dostluk kurmaktan hoşlanırdı. Kendisinden küçük rütbeli bir Amerikalı subayın “şapkasını taşıdığı” zaman 2. Ordu Komutanıydı. Kendisini ziyarete gelen bir Amerikalı çavuşun “paltosunu tuttuğu” zaman ise Genelkurmay Başkanı! Bunlar abartılı söylentiler olabilir, ancak ordu içinde özellikle genç subayların sevmediği, sevilmeyi bırakın nefret ettiği bir komutan olduğu çok açık. 27 Mayıs’ı konu alan bütün kitaplarda bu duruma işaret edilirken, Hürriyet’in, “27 Mayıs gece saat: 03.00’de tutuklanarak Harp Okulu’na götürüldü. Cuntanın başına geçmesine yönelik teklifi kabul etmedi” diye yazması gerçeğe uygun değil (Hürriyet, 5 Ocak 2013). Erdelhun’un ilk tutuklanan subaylardan biri olarak Harp Okulu’na getirildiği doğru, fakat “başımıza geç” teklifi gerçek değildir.

Küçük hesapların adamıydı

Erdelhun, yurt dışından izinsiz getirdiği bir teybi gümrükten geçirmek için çanta gibi elinde taşıması gibi küçük hesapların adamıydı.

İNGİLİZ BİRLİĞİ'NİN FOTOĞRAFINI YERDE ÇEKMİŞTİ

Türkiye’yi küçük düşürecek kadar Batı hayranıydı. Genelkurmay Başkanının davetlisi olarak gittiği İngiltere’de, İngiliz askeri birliğinin fotoğrafını çekmek için yerlere yatması, İngiliz basınında karikatür konusu olmuş, dönemin ünlü muhalif dergisi Akis de bunu yayımlamıştı.

Ve son

Cumhurbaşkanı Celâl Bayar, “Genelkurmay Başkanı bana ordunun emrimde olduğunu temin etti” diyordu. Ancak devrim gelip çattığında kendisinin emir subayı bile “emrinde” değildi.

Gözaltına alınan öğrencilerin bizzat görmek isteyen, öğrencileri, kendisine bağlı komutanlar aracılığıyla emniyete çektirip dayak attıran, ordunun hükümetin yanında olduğunu açıklayan konuşmalarını teybe aldırıp Çankaya’ya gönderen Genelkurmay Bakanı Rüştü Erdelhun, kendisini korumaları için “özel karete birliği” kurdurmuştu. Ancak 27 Mayıs sabahı yanında onu koruyacak hiç kimse kalmamıştı. Yaka paça Harp Okulu’na götürüldü. Bıraksalar Harbiyeliler linç edecekti.

TALİHSİZ BENZETME

Erdelhun Yassıada’da yargılandı, önce idama, daha sonra ömür boyu hapse mahkûm edildi. Dört yıl cezaevinde kaldı ve 1964 yılında Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel tarafından cezası affedildi.

İsmail Hakkı Karadayı’nın, Erdelhun’u örnek göstermesi, en hafifiyle talihsiz bir benzetmedir. En hafifiyle!

Hikmet çiçek

Odatv.com

http://www.odatv.com/n.php?n=allah-kimseyi-erdelhuna-benzetmesin-1301131200

Vank manastırı ve Köprüsü nerede?Kesin yerine bu çalışma ile son noktayı koyuyoruz. Şimdilik bu haritayı yeterli görüyorum. Köprünün 6 ayağının izlerini 1939 fotoğrafında sayınız. O bölgedeki atış alanları ile çalışmamız başka bir zamana artık...Bu manastırı anlatan eski bir metin bu: "Manastır Etlik'e giden yolun sağında, askeri depoların bulunduğu sırtlardan biri üzerine 1759 da yapılmıştır.Sekiz köşesi ve yedi nişi vardır.1860 da onarılmıştır.Mihrap kısmı duvarları Anadolu işi çinilerle kaplıydı.Bugün tamamen yıkılmış olan bu binanın yerinde, manastır yapılmadan önce, güya bir tapınak varmış ve Havarilerden Paulus bu tapınağı ziyaret etmiş. Bu tamamıyle bir rivayettir.1947 yılında burada define araştırılırken bir kaç klasik çağ eşyası ile mezar ele geçti. Paulusun Hristiyanlığın yayılmasındaki rolü büyüktür.belki bu söylenti, buralarda Hristiyanlığın çok erken yayılmış olmasından doğmuştur.manastırın etrafındaki Hristiyan mezarlığında bir çok klasik yapı parçaları bulunmaktadır.Bunların bir kısmı üzerinde yatan ölülere ait yazılmış kitabeler, mezar taşları vardır.Bunlar içinde XVI-XVII yüzyıllarda ölmüş Hollandalı, Britanyalı, Galyalı tüccarlara ait mezar kitabeleri bulunmaktadır. Mezar taşlarından bir kısmı Çankırıkapıdaki arkeolojik alana getirilmiştir." "Ankara- Tarih Arkeoloji. Nurettin Can Gülekli 1948 sy136" (Kırmızı Çatılı bina GATA spor salonudur. ve Manastırın esas yeri onun önündeki boşluktur. Soldaki parkın da mezarlık olduğunu değerlendiriyorum.) Son çalışmam buradadır.:http://www.panoramio.com/photo/117549368

Vank manastırı ve Köprüsü nerede?Kesin yerine bu çalışma ile son noktayı koyuyoruz. Şimdilik bu haritayı yeterli görüyorum. Köprünün 6 ayağının izlerini 1939 fotoğrafında sayınız. O bölgedeki atış alanları ile çalışmamız başka bir zamana artık...Bu manastırı anlatan eski bir metin bu: "Manastır Etlik'e giden yolun sağında, askeri depoların bulunduğu sırtlardan biri üzerine 1759 da yapılmıştır.Sekiz köşesi ve yedi nişi vardır.1860 da onarılmıştır.Mihrap kısmı duvarları Anadolu işi çinilerle kaplıydı.Bugün tamamen yıkılmış olan bu binanın yerinde, manastır yapılmadan önce, güya bir tapınak varmış ve Havarilerden Paulus bu tapınağı ziyaret etmiş. Bu tamamıyle bir rivayettir.1947 yılında burada define araştırılırken bir kaç klasik çağ eşyası ile mezar ele geçti. Paulusun Hristiyanlığın yayılmasındaki rolü büyüktür.belki bu söylenti, buralarda Hristiyanlığın çok erken yayılmış olmasından doğmuştur.manastırın etrafındaki Hristiyan mezarlığında bir çok klasik yapı parçaları bulunmaktadır.Bunların bir kısmı üzerinde yatan ölülere ait yazılmış kitabeler, mezar taşları vardır.Bunlar içinde XVI-XVII yüzyıllarda ölmüş Hollandalı, Britanyalı, Galyalı tüccarlara ait mezar kitabeleri bulunmaktadır. Mezar taşlarından bir kısmı Çankırıkapıdaki arkeolojik alana getirilmiştir." "Ankara- Tarih Arkeoloji. Nurettin Can Gülekli 1948 sy136" (Kırmızı Çatılı bina GATA spor salonudur. ve Manastırın esas yeri onun önündeki boşluktur. Soldaki parkın da mezarlık olduğunu değerlendiriyorum.)

Thank you so much, my friend csiszerd!

Ali bey şimdi fark ettim mesajı özür. Evet Hacıbayram avlusundan...

3 Kasım 1936 tarihinde hizmete giren "Su Süzgeci" tesisi Çubuk Barajının suyunu süzer ve içilecek hale getirdikten sonra 14 farklı depoya gönderirdi.1994 yılında Çubuk Barajı su üretme hizmetinden çıkartılınca bu tesis de tıpkı Çubuk Barajı gibi köhneleşmeye bırakıldı. Su Süzgeci tarihi binasının bulunduğu alan ASKİ tarafından Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı’na devredilmiş, Belediye de araziyi Turgut Özal Üniversitesi’ne vermişti.Turgut Özal Üniversitesi Su Süzgecini 8.Ağustos.2013 günü yıktı. 21 Nisan 2014 günü ise gazetelerde acı bir haber vardı: "Daha önce Turgut Özal Üniversitesi’ne bedel karşılığı tahsis edilen arazinin imar planını değiştirilerek verilen imtiyaz geri alındığına" dair haber çıktı... Bir vakıf üniversitesine vermek için bu tarihi bina yıkıldı ve arazi geri alındığında üzerinde "Su Süzgeci" yoktu...

Fotoğrafın üzerine bir kaç defa tıklayın büyüsün...

Ankara kalesi Genç Kapı'nın karşılaştırması. Mamboury'nin 1934 baskılı Ankara Turist rehberi kitabında Kalenin krokisi üzerinden adlandırılması yapılmıştır. Çengel han tarafındaki Hisar Kapı, Zindan kule girişindeki Parmak Kapı olarak görülür. Ayrıca Batıdaki yıkık surlardan geçen yolun bulunduğu yere de Dışkapı olarak isim verilmiştir. Mamboury'nin kullandığı "genç kapı" adını biz de kullandık.

« Previous12345678...4950Next »

Tags

Friends

  • loading Loading…

 

ahmet soyak's groups