This is how your name and profile photo will appear on Panoramio if you connect this Google+ account.
You cannot switch to a different account later.
Learn more.
Bizim bu yalnız gezegende insandan başka hiçbir şey olmadığımızı, birimizin öbürümüz den farkı olmadığını artık anlayalım. Bu küçük yeryüzünde ruhumuzun da var olduğunu ve yaptıklarımız ile ebediyete kadar yüz yüze kalabileceğimizi unutmayalım.
adamın bütün hayali öldükten sonra ölmeden önceki hayatını bir kitap olarak yazmaktır, bu kitabın teknik olarak dünyaya nasıl gönderile bileceğini de yıllarca araştırmıştır,
araştırmalarına göre bunun dinlerde dahil bütün inanç sistemlerinde ne yasak ne günah nede imkansız olmadığı sonucuna varmıştır,
öyle ya demiş adam bu benim bir hakkım olmalı sakıncalı mesajlarım da yoksa bunu talep ediyorum yaratıcıdan, buna gücü herhalde yeter bize anlatılanlara göre diye düşünmüş,
vede gel zaman git zaman çok yaşlanan adam bir gün öldüğünü zannederek yazmaya başlamış, fakat ölüp ölmediğine nerede olup olmadığına belli bir süre sonra karar veremez olmuş,
o dünyadamı bu dünyadamı yoksa rüyadamı, bu ruh haliyle hem öbür dünyada gibi hem yaşıyormuş gibi hem rüya görüyormuş gibi düşünerek yazmaya devam etmiş, asıl önemli olan mesele sizin bu hikayenin içerisinde bir aktör durumunda olabilmeyi hissetmek ve adamın gerçekte nerede olduğuna sizin karar verebilmenizdir,
fakat kararınızın doğru olup olmadığını anlayabilmekiçin'de sizinde gerçekten yaşayıp yaşamadığınız'dan emin olmanız gerekmektedir zira rüyanızın sonunda aslında o kişinin siz olup olmadığınızı iyi anlamış olmanızda lazım,
önemli bir hususta bu kararlarınızı verirken gerçek hayatınızdaki durumunuzla çelişmemeye dikkat etmiş olmanız olmalıdır,
bunları başarabilirseniz sizinde bu hikayenin içinde bir aktör olduğunuza inanıp bir hikayenin okuyucusuyla birlikte nasıl bütünleşe bildiği hissine şahit olacaksınız,
böyle bir şey olamaz derken buna inanarak hikayenin yazacağınız yorumunda ben öbür dünyada kitap yazdım rüyamda diyecek kadar gerçekten hayatın bir rüya belki sanal belki serap olduğunu anlatıyor olacaksınız,
şu anda okuduklarınızın hiç birisi kitapta yazılı değil şimdiden hata yapmadan düşündüklerinizin mantıklı olup olmadıklarının farkında olmalısınız,
bunlar bizim size kitabı okumaya başlamadan önce yardımcı olmak için yazdıklarımızdan ibarettir.
BU YAZI BU KİTABIN ARKA KAPAK YAZISIDIR
İsmail soytekinoğlu
güneşli bir yaz günüydü, yabancı bir adam arabanın arka koltuğunda oturan çocuğa bu parkın yakınlarında bir ekmek fırını varmış nerede olduğunu biliyor musun diye sordu,
çocuk yarım açık olan arabanın arka kapı camını çabucak açarak hafif dışarı uzanıp ağabey bende buralı diyilim ama siz şöyle sağ taraftan ileriye doğru gidin oralarda bir yerde olmalı diye cevap verdi,
adam madem buralı diyilsin ileride olduğunu nerden biliyorsun diye tekrar sordu, çocuk baksanıza daha yeni fırından çıkmış mis gibi ekmek kokuları o taraftan geliyor hem kuş sesleri'de o taraftan geliyor dedi,
adam gözlerini kısarak biraz daha yakından baktığı çocuğun kör olduğunu görüp sessizliğe boğuldu, durumu anlayan çocuk daha üç yıl önceydi bir trafik kazasında gözlerimi kayıp ettiğim öyle özledim ki sevdiklerimi görmeyi ve siz ne şanslısınız ki görüyorsunuz diye sızlanır,
adam çocuğa evlat artık görüp görmediğimden emin diyilim derken sağ taraftan ileriye doğru aslında çocuğa söyleyeceği boğazına düğüm düğüm olan bir sürü kelimeleri de yanına alıp usul usul gitti, gerçekten de ilerideki fırının saçak uçlarına toplanmış küçük çalı kuşlarının oradan nasıl birer parça ekmek kırıntısı kapabilecekleri'nin telaşını gördü,
fırından aldığı ekmeklerin bir kısmını hemen fırının yandaki boş binanın merdivenlerinde nerdeyse kuşların elinden aldığı ekmek kırıntılarını paylaştı ve kuşların sevinç çığlıklarına şahit oldu,
ve de kendisiyle beraber getirdiği düğüm düğüm kelimeleri yüreğinde artık saklayamadı gözlerinden kelimeler damla damla sel olup aktı.
ismail soytekinoğlu
yaşanmış hikayeler.
kazakistan alma ata eski başkent yakınlarında bulunan bu höyükten çıkan bir türk prensinin kağanının mezarıdır,
ve eşyaları başta altın elbise olmak üzere dünyada en eski 2. değerli eşyadır türklar içinde en eski yüzlerce antika ve tarihi eser durumundadırlar,
örneğin 26 harflik en eski türk yazısı o mezardan çıkmıştır ve türkcedir m.önce beşyüzlerde ölen türk kağanının tarihi yazmaktadırve bu kağanlık saka türklerinin kağanlığıdır bu günkü küzeye yönelen yakutların kağanlığına ait eşyalardır sakalar yani bu günkü SAHA CUMHURİYETİ yakutistandır.
ve bu eşyalarda kazakistan alma ata şehrindeki tarih müzesinde sergilenmektedir.
antik likya krallığı m.ö. 500'ler olmak üzere tarihleri ortalanan krallık ilk olimpiyatlarını yapmış ilk deniz fenerini kurmuş ilk parlemento olmuş ak denizin ışık ülkesi oldular milad'tan önce ikibin yıllardan itibaren dünyaya ışık saçmışlar ancak o meş hur intehar şiirini yazarak intehar etmişlerdir antalyadan fetiyeye kadar güney kesim merkezli 250 km. uzunluğu 150 km genişliği bir devlet ve bu krallık amerika demokrasisi dahil bu günkü dünya demokrasisinin ilk uygulandığı krallık pattara kentinden başlamıştır yani avrupa dünya demokrasi ve medeniyetinin ata yurdu antalya ve anadolu topraklarıdır her ne kadarda yunan girek halkları devleti olsada likya anadolu krallığı ve halkıdır, en son şiirdede anlatıldığı gibi islam arap ve iran akınları yüzünden dağılmıştır.
Evet burası hunza türklerinin yaşadığı vadidir pakistanın en kuzeyindeki bu vadide ergenekon vadisinden çıkmak gibi bir boz kurt bekleme misali burada sıkışan ana guruplardan ayrı kalmış bu soydaşlarımızı unutmayalım çünkü onlar hala türçe konuşuyor türküz diyorlar ve en büyük hayalleri bir türkle tanışmak olduğunu söylüyorlar.
ismail soytekınoglu's conversations
Bizim bu yalnız gezegende insandan başka hiçbir şey olmadığımızı, birimizin öbürümüz den farkı olmadığını artık anlayalım. Bu küçük yeryüzünde ruhumuzun da var olduğunu ve yaptıklarımız ile ebediyete kadar yüz yüze kalabileceğimizi unutmayalım.
K İ T A P
adamın bütün hayali öldükten sonra ölmeden önceki hayatını bir kitap olarak yazmaktır, bu kitabın teknik olarak dünyaya nasıl gönderile bileceğini de yıllarca araştırmıştır,
araştırmalarına göre bunun dinlerde dahil bütün inanç sistemlerinde ne yasak ne günah nede imkansız olmadığı sonucuna varmıştır, öyle ya demiş adam bu benim bir hakkım olmalı sakıncalı mesajlarım da yoksa bunu talep ediyorum yaratıcıdan, buna gücü herhalde yeter bize anlatılanlara göre diye düşünmüş,
vede gel zaman git zaman çok yaşlanan adam bir gün öldüğünü zannederek yazmaya başlamış, fakat ölüp ölmediğine nerede olup olmadığına belli bir süre sonra karar veremez olmuş,
o dünyadamı bu dünyadamı yoksa rüyadamı, bu ruh haliyle hem öbür dünyada gibi hem yaşıyormuş gibi hem rüya görüyormuş gibi düşünerek yazmaya devam etmiş, asıl önemli olan mesele sizin bu hikayenin içerisinde bir aktör durumunda olabilmeyi hissetmek ve adamın gerçekte nerede olduğuna sizin karar verebilmenizdir,
fakat kararınızın doğru olup olmadığını anlayabilmekiçin'de sizinde gerçekten yaşayıp yaşamadığınız'dan emin olmanız gerekmektedir zira rüyanızın sonunda aslında o kişinin siz olup olmadığınızı iyi anlamış olmanızda lazım, önemli bir hususta bu kararlarınızı verirken gerçek hayatınızdaki durumunuzla çelişmemeye dikkat etmiş olmanız olmalıdır,
bunları başarabilirseniz sizinde bu hikayenin içinde bir aktör olduğunuza inanıp bir hikayenin okuyucusuyla birlikte nasıl bütünleşe bildiği hissine şahit olacaksınız,
böyle bir şey olamaz derken buna inanarak hikayenin yazacağınız yorumunda ben öbür dünyada kitap yazdım rüyamda diyecek kadar gerçekten hayatın bir rüya belki sanal belki serap olduğunu anlatıyor olacaksınız, şu anda okuduklarınızın hiç birisi kitapta yazılı değil şimdiden hata yapmadan düşündüklerinizin mantıklı olup olmadıklarının farkında olmalısınız, bunlar bizim size kitabı okumaya başlamadan önce yardımcı olmak için yazdıklarımızdan ibarettir.
BU YAZI BU KİTABIN ARKA KAPAK YAZISIDIR İsmail soytekinoğlu
güneşli bir yaz günüydü, yabancı bir adam arabanın arka koltuğunda oturan çocuğa bu parkın yakınlarında bir ekmek fırını varmış nerede olduğunu biliyor musun diye sordu,
çocuk yarım açık olan arabanın arka kapı camını çabucak açarak hafif dışarı uzanıp ağabey bende buralı diyilim ama siz şöyle sağ taraftan ileriye doğru gidin oralarda bir yerde olmalı diye cevap verdi,
adam madem buralı diyilsin ileride olduğunu nerden biliyorsun diye tekrar sordu, çocuk baksanıza daha yeni fırından çıkmış mis gibi ekmek kokuları o taraftan geliyor hem kuş sesleri'de o taraftan geliyor dedi,
adam gözlerini kısarak biraz daha yakından baktığı çocuğun kör olduğunu görüp sessizliğe boğuldu, durumu anlayan çocuk daha üç yıl önceydi bir trafik kazasında gözlerimi kayıp ettiğim öyle özledim ki sevdiklerimi görmeyi ve siz ne şanslısınız ki görüyorsunuz diye sızlanır, adam çocuğa evlat artık görüp görmediğimden emin diyilim derken sağ taraftan ileriye doğru aslında çocuğa söyleyeceği boğazına düğüm düğüm olan bir sürü kelimeleri de yanına alıp usul usul gitti, gerçekten de ilerideki fırının saçak uçlarına toplanmış küçük çalı kuşlarının oradan nasıl birer parça ekmek kırıntısı kapabilecekleri'nin telaşını gördü, fırından aldığı ekmeklerin bir kısmını hemen fırının yandaki boş binanın merdivenlerinde nerdeyse kuşların elinden aldığı ekmek kırıntılarını paylaştı ve kuşların sevinç çığlıklarına şahit oldu,
ve de kendisiyle beraber getirdiği düğüm düğüm kelimeleri yüreğinde artık saklayamadı gözlerinden kelimeler damla damla sel olup aktı. ismail soytekinoğlu yaşanmış hikayeler.
kazakistan alma ata eski başkent yakınlarında bulunan bu höyükten çıkan bir türk prensinin kağanının mezarıdır,
ve eşyaları başta altın elbise olmak üzere dünyada en eski 2. değerli eşyadır türklar içinde en eski yüzlerce antika ve tarihi eser durumundadırlar,
örneğin 26 harflik en eski türk yazısı o mezardan çıkmıştır ve türkcedir m.önce beşyüzlerde ölen türk kağanının tarihi yazmaktadırve bu kağanlık saka türklerinin kağanlığıdır bu günkü küzeye yönelen yakutların kağanlığına ait eşyalardır sakalar yani bu günkü SAHA CUMHURİYETİ yakutistandır.
ve bu eşyalarda kazakistan alma ata şehrindeki tarih müzesinde sergilenmektedir.
İSMAİL SOYTEKİNOĞLU
antik likya krallığı m.ö. 500'ler olmak üzere tarihleri ortalanan krallık ilk olimpiyatlarını yapmış ilk deniz fenerini kurmuş ilk parlemento olmuş ak denizin ışık ülkesi oldular milad'tan önce ikibin yıllardan itibaren dünyaya ışık saçmışlar ancak o meş hur intehar şiirini yazarak intehar etmişlerdir antalyadan fetiyeye kadar güney kesim merkezli 250 km. uzunluğu 150 km genişliği bir devlet ve bu krallık amerika demokrasisi dahil bu günkü dünya demokrasisinin ilk uygulandığı krallık pattara kentinden başlamıştır yani avrupa dünya demokrasi ve medeniyetinin ata yurdu antalya ve anadolu topraklarıdır her ne kadarda yunan girek halkları devleti olsada likya anadolu krallığı ve halkıdır, en son şiirdede anlatıldığı gibi islam arap ve iran akınları yüzünden dağılmıştır.
HUNZA TÜRKLERİ
Evet burası hunza türklerinin yaşadığı vadidir pakistanın en kuzeyindeki bu vadide ergenekon vadisinden çıkmak gibi bir boz kurt bekleme misali burada sıkışan ana guruplardan ayrı kalmış bu soydaşlarımızı unutmayalım çünkü onlar hala türçe konuşuyor türküz diyorlar ve en büyük hayalleri bir türkle tanışmak olduğunu söylüyorlar.
böyle bir yaşam ve gizem olamaz ben orada yeniden yaşamak istiyorum.
NATAŞA ROMAN, YAŞANMIŞ HİKAYELER, İNGİLİZCE VE TÜRKCE DÜNYA YAYINI, İSMAİL SOYTEKİNOĞLU KİTAPLARI
BİR GURBET HİKAYESİ YAŞANMIŞ HİKAYELER ROMAN, İSMAİL SOYTEKİNOĞLU KİTAPLARI.