Yakup Çakır
211
photos
195
on Google Maps
views
Cihan bağında ey akil, budur makbul insu cin, ne kimse senden incinsin, ne sen kimseden incin. Şeyh Ali Semerkandi Hz. Doğru yola gittin ise,eğer dediğin tuttun ise, bir hayır da ettin ise,birine bindir az değil Yunus Emre Hz.
« Previous123456789Next »

Yakup Çakır's conversations

Extraordinarily beautiful shot!

An amazing reflection

Well done.

LIKE +FAV.

Greetings - Yosi.

Hacı Bayram'da musikili su dansı (2011)

Hacı Bayram'da musikili su dansı

HACI BAYRAM-I VELİ HZ. Hayatı
Bayramiyye tarikatının kurucusu yalnız Ankara’nın değil, Türk tasavvuf tarihinin en büyük ve en önemli şahsiyetlerinden biri Hacı Bayram-ı Veli, 15.yüzyılda Anadolu Türk Birliğinin yeniden sağlanmasında en az politik ve askeri güçler kadar etkili olan Anadolu sufilerinin en önemlilerindendir. Ankara’nın Çubuk çayı kenarındaki Solfasol köyünde Numan bin Ahmed, adıyla dünyaya gelmiştir. Doğum tarihi kesin olmamakla birlikte kaynaklarda H.753/M.1352-53 yılları olarak belirtilir. Ünvanı Koyunluca olan Ahmet Efendinin üç oğlundan büyüğüdür. Ortanca kardeşi Safiyüddin, küçük kardeşi Abdal Murad’tır. Anneleri Fatma Hanımdır.

Hacı Bayram-ı Veli Hz. çocukluk yıllarından itibaren ilim tahsiline başlayıp din ve fen ilimlerinde yetişti, Tefsir,Fıkıh,Hadis,Matematik,Felsefe,Arapça,Farsça Edebiyat gibi çeşitli dersleri okudu. Hacı Bayram-ı Veli öğrencilik hayatından sonra Ankara’da Melike Hatun isimli bir hayırseverin yaptırdığı Kara Medrese de müderrislik yaptı. İlmi ve talebe yetiştirmekteki mahareti ile kısa zamanda tanındı. Herkes tarafından sevilip hürmet gösterildi.

Daha sonra Hacı Bayram-ı Veli Hz.’leri zamanın ünlü din bilgini olan Ebu Hamidüddin Aksarayi ( Somucu Baba ) tarafından Kayseri’ye davet edildi.Bir Halveti şeyhi olan Ebu Hamidüddin ile karşılaşması ilk defa bir kurban bayramı günü olduğu için şeyh kendisine Bayram adını verir.Bugünden sonra Numan ismi yerine Bayram ismini kullanır.Bu ziyaret esnasında Ebu Hamidüddin Hacı Bayram-ı Veli’ye zahir ilminin ve batın ilminin derecelerini ve geleceğini manevi yolla kendisine göstererek ,ikisi arasında bir seçim yapmasını söyler ve kendisini tasavvuf yoluna girmeye, bu yolda öğrencisi olmaya davet eder. Hacı Bayram-ı Veli bu daveti kabul eder ve tasavvuf eğitimine Ebu Hamidüddin nezaretinde başlar.

Ardından kesin tarihi bilinmemekle birlikte ( muhtemelen 1394)şeyhi ile birlikte Bursa’ya gider ve orada Çelebi Sultan Mehmet (Yeşil Medrese) medresesinde de müderrislik yapar. 1400 yılında şeyhi ile Bursa’dan ayrılan Hacı Bayram-ı Veli ; üç yıl süren Şam, Mekke ve Medine’yi kapsayan hac yolculuğuna çıkarlar.Geri döndüklerinde Ebu Hamidüddin Hazretleri çok yaşlanmıştır ve manevi emanetini Hacı Bayram-ı Veli ‘ye bırakarak 20 Eylül 1412 tarihinde Aksaray’da vefat eder.

Hacı Bayram-ı Veli daha sonra Ankara’ya döner.Artık yalnızca müderris değil, Hamidüddin Aksariyi’nin halifesi

ve kendi adıyla anılan Bayramilik tarikatının şeyhidir.Tarikatın eğitiminin yapılması için tekke adı verilen binalara ihtiyaç vardır.Bu tekkeler yenilip içilen,yatılan, ibadet edilen yerlerdir.Yapılan danışmalar sonucunda bugünkü Ulus meydanında yüksekçe bir tepe olan Augustus mabedine bitişik şekilde 1415 senesinde Bayramilik Tarikatı tekkesinin inşaatına başlanır.

Bu tekkenin ilk imamı Hacı Bayram-ı Veli Hz.’nin öğrencisi ve gelecekteki damadı Eşrefoğlu Rumi Hz.’leridir. Bayramilik tarikatı Hacı Bayram-ı Veli Hz.’lerinin profesör olması ve eğitim metodunu güzel uygulaması sonucu kısa zamanda büyük kitlelere ulaşırarak yayılır.Bu esnada Akşemseddin Hz.’leri Ankara’ya gelir Hacı Bayram-ı Veli Hz.’lerinin öğrencisi olur.

Bayramilik yaygınlaşırken, Edirne’de Sultan II.Murad Han 1421 yılında tahta geçer.Bu tarikatın çok yaygınlaşması kimi çevrelerde korku ve kuşku uyandırır ve Hacı Bayram-ı Veli Sultan II.Murad’a şikayet edilir.Yakın geçmişte yaşanmış Şeyh Bedrettin isyanı ile kurulan hayali bağlantılar ve spekülatif benzerliklerle de kışkırtmalar yapılır. Sonuçta Hacı Bayram-ı Veli, II.Murad Han tarafından Edirne’ye davet edilir.

Hacı Bayram-ı Veli öğrencisi Akşemseddin’i de yanına alarak Edirne yolculuğuna çıkar.Bu yolculuk esnasında Gelibolu’ya uğrar ve burada Yazıcıoğlu Ahmet ve Muhammed kardeşlerle görüşür onları tasavvufi yola sokar.

Sultan daha ilk görüşte Hacı Bayram-ı Veli’den etkilenir ve ihbarın asılsız olduğu anlaşılır.Sultan ve vezirlerle görüşen Hacı Bayram-ı Veli onlara çeşitli tavsiye ve telkinlerde bulunur.Yaklaşık iki ay Edirne’de kalır ve bu esnada Edirne Eski Camiinde halka va’z eder.Hacı Bayram-ı Veli ‘den çok etkilenen Sultan bu büyük veliyi saygı ve sevgi içinde Ankara’ya uğurlar, O’na olan sevgisi sebebiyle müridlerini vergiden affeder.

Hacı Bayram-ı Veli Hz.’leri 1426 yılında tekrar Edirne’ye gider.Bugünkü tarihi Uzunköprü’nün temeli dualarla atılır.

1429 yılında Edirne’ye bir yolculuk daha yapılır.Bu seyehat Hacı Bayram-ı Veli Hz.’lerinin Fatih Sultan Mehmet’i gördüğü son Edirne seyehatı olur.Bu görüşme esnasında İstanbul’un Fatih tarafından feth edileceği müjdesini Sultan II.Murad’a verir.1430 yılında halife olarak Akşemseddin Hz. ve Bıçakçı Ömer’i bırakarak Ankara’da vefat eder.

Hacı Bayram-ı Veli Hz.’lerinin üç kız ve beş erkek çocuğu olduğunu biliyoruz.Kızlarından sadece Eşrefoğlu Rumi ile evlenen Hayrunisa’nın ismi bilinmektedir.Oğullarının adları sırasıyla Şeyh Ahmet Baba, Ethem Baba, Baba Sultan, İbrahim ve Ali’dir.

Terzi Ali Çakır her türlü tadilat yapılır.

ABALI DEDE adının nereden geldigi uzerinde yaptıgımız arastirma ve sorusturmalardan su hususu elde ettik; VELI Hazretleri , ibadet , hayir ve hasenetleri disinda once MEMLIK zaman zaman da civar koylerdeki yikilmaya yuz tutmus veya tamir olacak butun binalari bilameccane onarirmisti. Bu calismayi surdururkende ABA (Sayaktan yapilmis , yakasiz uzun ustluk) giydigi icin ABALI DEDE adini almistir. YAVUZ SULTAN SELIM , Iran seferinin arefesi oldugu gunlerde , asker toplamakla gorevli kolagasi Veli'yi duvar uzerinde gorur ve soyle seslenir : << Padisahin fermani var. Iran seferi icin asker topluyoruz , Sen de katil >> deyince muhterem elindeki uc cubugu asagıya atar bu cubuklar insan sekline geldikten sonra , << Haydi ogullar savasa gidelim >> demesi karsisinda hayrete dusen kolagasi << Sizler burada kaliniz , sizin dualariniz bizlere yeter de artar bile >> diyerek asker toplama isine devam eder. Bir diger rivayete gore ise : HACI BAYRAM-I VELI Hazretleri , ABALI DEDE 'nin varligini bir gun ruyasinda gorur. Muritlerine o gunku adiyla MEMLUK (Kole , Kolemen) koyunde bizi arzu eden , bizimle gorusmek isteyen bir zat var , ziyaretine gidelim der. Bunun uzerine orada bulunan , hindi , horoz , tavuk , kaz , ordek gibi kumes hayvanlari hemen saf tutar , onlarin uzerlerine binerek yola cikarlar. Ivedik ve Yakacik koylerinden gecip , Yakacik'la Memligin arasinda akan irmaga yaklasırken (simdilerde kuru dere halinde bulunan) koyluden birisinin damini tamirle mesgul olan ABALI DEDE muritlerine , << Haydi dostlar bizi ziyarete gelenleri karsilayalim >> demesinden sonra ellerindeki kurek , mala , cekic , agac gibi maddeler at olup basta ABALI DEDE olmak uzere muritleri uzerlerine binerek suyun birlestigi (kesistigi) yerde karsılasırlar. HACI BAYRAM-I VELI Hazretleri binmis oldugu hindinin uzerinden inerek ABALI DEDE 'nin etegini opmek istemesine ragmen bu muhterem opmesine izin vermez. Iki VELI yanak yanaga gelerek kucaklasir , kucaklasir ve hasret giderirler. Ziyaret hitam bulup geri donuslerinde muritlerinin gizlemelerine ragmen uzuntulu olduklarini anlamakta gucluk cekmez HACI BAYRAM-I VELI Hazretleri. Muritlerine sorar , <<Neden uzuntulusunuz? >> muritleri de : << Ya Velı , Siz ki Cihan-i Aleme un salmis bir zatsiniz , neden ustu basi perisan , camur icerisinde olan bu kisinin Aba 'sinin etegini opmek istediniz? >> Bunun uzerine HACI BAYRAM-I VELI Hazretleri , << Yaziklar olsun ki , ben sizleri tam olarak yetistirememisim >> der. Bu konusmalardan sonra muritlerinin uzuntuleri bir kat daha artarken tekrar sormaktanda kendilerini alamazlar ve nicin diye sorarlar. Veli << Bizler kucuk kumes hayvanlarinin esligi ile onlara gerekli gucumuzu gosterdik. Ama O insanin gucu karsisinda , yani birer cansiz olan maddelerin az vazifesi gordugunu goremediniz mi? >> der. MEMLIK - ABALI DEDE 'yi basta akil hastalari , agzi , burnu , gozu egilenler ile felcliler ziyaret ederler. Bu rahatsızlıgı olan kisiler mezarin yanina yatirilir. Eger sifa bulacak ise kendinden gecer , gectiginde o mubarek Zatin gorunmeyen elleri ile sivazlanir.... Bircogumuzun sadece MEMLİK olarak bildigi ABALI DEDE 'nin 1351 yilinda o gunku adi MEMLUK olan Memlik 'te dogdugu , 1426 yilinda da yine dogdugu yerde 77 yasindayken ebediyete irtihal ettigini , butun hayatini ibadet , hayir ve hasenetten sonra bina yapimi , tamiri isleriyle devam ettigini ogrenmis bulunuyoruz. Kaynak: Ankara Evliyalari / Remzi UYDUM

memlik ©2007 mustafa algan

Hisarlıkaya köyünde bulunan cami, yerleşmede yeni bir cami yapıldığı için ibadete kapalıdır. Boyuna dikdörtgen planlı, ahşap tavanlı ve çatılı bir yapıdır. Kuzeydoğu köşede ahşap minaresi vardır. Cami, sonradan yapılan onarımlarla özelliğini kaybetmiştir. Özellikle duvarlarda bulunan güzel kalem işleri yapılan beyaz badana ile kapatılmıştır. Ankara bölgesinde sadece bu camide ahşap mihrap görülür. Ahşap minberi alınlığında 1320 (1902) tarihi yazılıdır. Ahşap tavanda bulunan yuvarlak rozetlerde ki süslemeler oldukça güzeldir. Caminin kalem işlerini Nakkaş Mehmed Esad Mucuri Efendi 1905 yılında yapmıştır. Giriş kapısı kuzey cephede ve ahşaptır. Kapı iki kanatlı olup, kanatlar iki dilimle ortalarına oyma yuvarlak rozetler yapılmıştır. Gerek ahşap işçiliği, gerekse kalem işleri ile dönemin özelliklerine sahip caminin onarımı yapılarak korumaya alınması iyi olacaktır..

rahmetli teyzemin defin gününde çekildi

turna sülün av bayii oğuz bey,rast gele

« Previous123Next »

Friends

  • loading Loading…

 

Yakup Çakır's groups