ERTUĞRUL TEOMAN YALÇINKAYA
Best photos All photos
231
photos
173
on Google Maps
views
Antalya Free zone Vosmarin Yachting Shipyard Manager

ERTUĞRUL TEOMAN YALÇ…'s conversations

Knidos, Muğla ili Datça ilçesinde bulunan antik kent.

Knidos önce bugünkü Datça ilçe merkezinin 1.5 km kuzeydoğusunda Dalacak burnu üzerindeki Burgaz mevkiinde kurulmuştu. Sonra Yarımadanın batı ucundaki Tekir Burnu üzerine taşındı.

Knidos; bilim, mimarlık ve sanatta da oldukça ileri bir kentti. Tarihin büyük astronomi ve matematik bilimcisi Eudoksus, doktor Euryphon, ünlü ressam Polygnotos ve dünyanın yedi harikasından biri sayılan İskenderiye Feneri’nin mimarı Sostratos burada yaşadı.

Doktor Euryphon ve öğrencileri zamanının ikinci büyük tıp okulunu Knidos’ta kurdular. Eudoksus’un geliştirdiği ve dönemin büyük buluşu olan güneş saati, ören yerinde bugün de görülebilir.

Tarihçi Strabon kenti kıyıdan Akrapolise doğru yükselen bir tiyatroya benzetir. İç ve dış limanı ikiye ayıran yarımada üzerinde özel binalar, iç limanın üzerinden Akropolis’e hafif bir eğimle yükselen yamaçlarda oluşturulan setlerde ise topluma hizmet veren binalar kurulmuş. Doğu batı yönünde uzanan 10 metre genişliğindeki 4 ana cadde setler üzerinde düz olarak yerleşmiş, caddeler arasındaki bağlantı ise merdivenlerle ve eğimli dik sokaklarla sağlanmış.

Knidos'ta tekneler Şehir 4 km’yi bulan surlarla çepeçevre sarılmış. Askeri liman ile Akropol arasında ve güneydeki ticari limana kadar geniş bir alanı kaplıyor.

Deveboynu olarak bilinen yarımada eskiden adaymış. Baş kısmı karaya bağlanarak her iki yanında suni liman oluşturulmuş. Dolgu alanına da geçişte kullanılmak üzere bir kanal açılmış. Kuzey limanı askeri amaçla kullanılıyor, her iki yanında yuvarlak kontrol kulesi bulunuyor ve ağzı zincirle kapatılıyordu. Kontrol kulelerinden güneyde olanı bugün ayakta. Güneydeki iç liman ise daha büyük ve ticari gemilerin yanaştığı limandı.

Knidos’un biri 20.000 diğeri 5.000 kapasiteli iki tiyatrosu var. Güneyde, ticari limanın yakınındaki küçük olanı. Akropoldeki büyük tiyatro ise, taşları ve mermerleri 19. yüzyılda gemilerle götürüldüğü için bugüne ulaşamamış.

Ören yerinin en güzel noktası, her iki limana hakim konumdaki Afrodit Tapınağı’dır. Yuvarlak planlı tapınağın çapı 17 metreydi. Afrodit heykeli tapınağın ortasındaydı. Kapılar heykele açılıyordu. Şimdi heykelin sadece kaidesi görülüyor.

Ören yeri gezisinin ilginç noktalarından biri de Mevsimleri ve zamanı gösteren güneş saatidir. En tepede Apollon Tapınağı var ve kent oraya doğru bir tiyatro gibi yükseliyor. Aşağıdaki Tiyatronun hemen üzerindeki Korint Tapınağı mimar Stratos’un eseriydi.

Apollon tapınağına giden yolun ortasındaki terasta bulunan Dor tapınağı üzerine erken hristiyanlık döneminde kilise yapılmış.

Ören yerine yapılan kiliselerin renkli mozaiklerle kaplı tabanları bugün de görülebiliyor. Kurtarma kazıları 1996’dan beri sürdürülen ve bugüne kadar üçte ikisi tamamlanan Stoa, MÖ 3. yüzyılda Knidos’un ünlü mimarı Sostratos tarafından yapılmış. 113 metre uzunluk ve 16 metre genişlikteki yapıda 5x3.80 m.lik küçük odalar meydana getirilmiş. Odaların hepsi güneye meydana açılmaktaydı.

Kentte yapılan kurtarma kazılarından buluntular ören yerindeki küçük müzede sergileniyor.

Stunning picture. +like

Mudanya da bulunan ve yüzyıllardan günümüze kadar gelebilmeyi başaran bir efsane yıllardır herkesin dilinde dolaşır. Mudanya Yıltıztepe’ye çıktığınızda bu efsaneye konu olan 5 metre boyunda, Uzun yalı mevkii deniz kıyısında kumsal da heybetli bir şekilde yükselen kadın görünümlü devasa kayayı görürsünüz.

Deniz kıyısında bulunan bu kayanın efsanesi çok ilginç ve doğruluk payı ne kadar doğrudur bilinmez ancak bu efsane kesinlikle tartışılabilir nitelikte. Bu kayanın zamanında bir kadın olduğu ve Allah tarafından bu kadının cezalandırılarak kaya durumuna getirildiği söylenir. Bunun efsanesi ise şöyle; Mudanya’ya bağlı köylerden birinde oturan yaşlı bir kadın torunu ile köyüne giderken torununu denize sokmak için deniz kıyısına inmiş ve torunu denize girerken kendiside deniz kıyısında ateş yakıp hamur kızartmak istemiş. Bu arada torunu tuvaletinin geldiğini belirtmiş ve torununun tuvaletini yaptırmış. Daha sonra da dizlerinin üzerine yere çömelmiş ve torununun altını silmek için bir şeyler aramış bulamayınca da kızartmak amacıyla hazırladığı hamur ile torununun altını silmiş. Allah tarafından o anda olduğu yerde cezalandırılarak taş haline gelmiş. Bu kadın görünümlü kayaya ön yüzünden baktığınızda kucağında küçük bir çocuk süileti de görürsünüz. Bu rivayet, asırlardan bu yana dilden dile dolaşarak günümüze kadar gelebilmiş bir söylenti olarak halen konuşulur.

Belle et jolie photographie

Amicalement

Domi

Şanlı Bayrağımız, gururla dalgalanıyor. Ebediyete kadar da dalgalanacak.

Çok güzel, Bir zamanların şahı. Bende de BMW R26 1957 Model Motosiklet var. Klasikler bir başka oluyor.

Çok güzel açı, çok güzel renkler, Harika bir foto olmuş Ertuğrul bey.

« Previous123456Next »

Friends

  • loading Loading…

 

ERTUĞRUL TEOMAN YALÇ…'s groups