Panoramio is closing. Learn how to back up your data.
alimansurcelik
128
photos
120
on Google Maps
views

alimansurcelik's conversations

Mahzuni çok büyük ozan.Herkesin dilinde mutlaka bir türküsü vardır. Hikayesini okudum.Çok mücadele etmiş.Gerçek sanatçı kolay olunmuyor. Mahzuni olağanüstü bir insan.O ölümsüz.Gerçeğin ışığındaki yolda bir ışık olarak hep yanımızda.Sanatıyla ışık saçan bir Güneş'dir O.Yeni kurduğum Hacıbektaş gurubunda ben de Çilehanedeki anıt ve mezarının fotoğraflarını paylaştım.Bu guruba katılırsanız sevinirim.Fotoğrafları ortak bir platformda paylaşmış oluruz. saygılar Hacıbektaş gurubu linki aşağıda

http://www.panoramio.com/group/753202

ÇİLELİ BİR UĞRAŞ MADENCİLİK , ENGELLER DOLU ÜLKEMDE ,AMA MADEN ÜRETİMİ GERÇEKLEŞTİRDİKTEN SONRA HERŞEYİ UNUTTURAN BİR MESLEK

Kazıkkaya Efendi Deresinde dik ve sarp, kazık şeklinde bir kayadır. Üzerinde bulunan mağarada yabani arılar yaşar ve bal yaparlar. Resimlere dikkatli baktığınızda mağaranın önünden aşağı bal sızmış olduğunu farkedersiniz. Mağaranın kenarında ağaç bir kazık görülmektedir. Adını bu kazıktanda alıyor olabilir. Görünen bu kazığın, senenin birinde derenin çığ ve karla dolduğu ve buradan geçen insanların geçişi sağlamak için çaktığı söylenir. Mağaradaki yaban arılarının balını insanlar zaman zaman alma girişiminde bulunmuşlardır ama başaramamışlardır. Efendi Deresinin eski adı Purunsur deresidir. 1700'lü yılların sonunda Divriği'nin düzene ve yönetime karşı gelen efendileri bu dereye getirilerek o zamanın derebeyleri ( Osmanlının bölgedeki yöneticileri ) tarafından idam edilmişlerdir. Bundan sonra Purunsur deresinin adı Efendi Deresi olarak kalmıştır.

Divriği Kalesi şehrin kuzeyinde ırmağa bakan yüksek bir kayalığın üzerindedir.Anadolu kalelerinin çoğunda olduğu gibi, bu kalede daha önceki bir dönemde yapılmıştır.Korunan kısımları ise sadece Orta Çağ'a dayanmaktadır. Yakın zamana kadar kalenin aşağısında küçük bir mahalle varmış. Mahalle sakinleri aşağı şehire çekilmişler. Ulu Cami'ye yakın olan yukarı şehrin mahalleleri de hemen hemen boşanmış. Kale surunun batı yüzünde iki kapı açılmıştır. Biri bugün tamamen duvarla örülmüş, güneyde bulunan diğer kapını bir kısmı yıkık halde, yüksekliğinin dörtte üçü toprakla dolmuştur. Bu kapı, kırık bir kemerle nihayetlenen çok yüksek bir kapı boşluğuna açılır.

Evliya Çelebi'nin 1650'de Yaptığı Divriği Kalesi Tasviri :

Fırat nehri kenarında yüksek ve yal çın kayalar üzerinde eski bir yapı olup, görülmeye değer bir kaledir. Van, Meku, Şin ve Mardin kalelerinden sonra Divriği kalesi gelir, öyle dayanıklı bir kaledir ki, ancak kuşatılıp aman dedirterek ele geçirilebilir. Yoksa hiçbir şekilde bir taraftan lağım, sîbe ve siper yapmak mümkün değildir. Meğer ki kalede kıtlık ola. Ne olur sa olsun, halkı yine suya hasret kalmazlar. Zira yukarı İç kale kayasının en tepesinden iki bin basamak kesme taş merdiven İle tâ Fırat nehrine inilir bir su yolu vardır ki dillere destandır. Suya gidenin başka yolu olduğu gibi, su getirenlerin de ayrı bir yolu vardır, iki nehir birbirine bakar. Bundan başka, kale içinde yağmur suyu sarnıçları, buğday anbarları, cephaneliği, üç yüz adet toprakla örtülü ev ve bir cami olup, kalenin batıya bakan ve aşağı şehre açılan bir demir kapısı vardır. Kale yuvarlak şekilde, taş yapıdır. Burç ve kuleleri sağlam ve güzeldir. Yeniçeri ocağından kale dizdarı ve kale neferleri vardır, îç il olduğundan serhaddı olmayıp emin bîr yer değilse de, Celâli ve Cemâli korkusundan yeteri kadar cephanesi ve toplan olup bayram ve mübarek günlerde atılır. Ka lenin içinde İmaret yoktur. Surun dibindeki cirit meydanından, köp rü altından Fırat nehri geçip Divriği'nin Kesti fan kalesine gelir. Bu da Divriği kalesine benzer sağlam bir kaledir. Kayser kızlarından Kesti fan adında bakire bir kız yaptırmıştır. Fırat nehrinin karşı tarafında verimli topraklar üzerinde yapılmıştır. Divriği kalesi ile aralarından nehir geçer. Buradan akan Fırat'ın kolu (25) buradan Eğin kalesine, oradan Arapgir ve Çemişkezek kalesine varıp, Bu suyun şimdiki adı Çaltı suyudur. Keban madeninin üstünde Fırat ile bir leşir, Çat denilen yerde Fırat'a karışır. Bu su o kadar büyük değildir. Temmuz ayında at ile geçilebilir. Divriği halkı da bu sudan içer.

www.divrigi.gov.tr sitesinden alınmıştır.

şimdiki teknoloji ile böylebir harukulade yapıt yapmak mümkünmü sizce:??

elinize saglık resimler cok net ve güzel

good photo!!! Nice place

Mengücekoğullarından Ahmet Şah ile Melike Turan tarafından M. 1228 tarihinde yaptırılmıştır. Yapılara ait H. 641 M. 1243 tarihli vakfiye bulunmaktadır. Camiye bitişik olarak inşa edilen darüşşifanın meydana getirdiği dikdörtgen planlı yapı bloğu, Divriği Kalesi’nin bulunduğu kayalık tepenini güney batı yamacında doldurularak tesviye edilmiş eğimli bir arazide bulunmaktadır.

Divriği Ulu Camii ile Darüşşifası birbirine bitişik iki ayrı işlevli yapıdan meydana gelmiştir. Bu eşsiz anıt Anadolu Türk tarihinin en önemli yapısıdır. Görkemli anıtın yeri siluet olarak çevresine uyumu da düşünülerek seçilmiştir. Mimari etkileri oluşturan komposizyon, cephe güzelliği, malzeme seçimi, plastik anıtsal etki, ışık ve gölge yönünden de üstünlük taşır.

Albert Gabriel " Anadolu Türk Anıtlarının en dikkate değer olanı Divriği Ulu Camidir" demektedir. Voin Berchem " İslam sanatının en hayret ve hayranlık uyandırıcı eserlerinden biri Divriği Ulu Camii''dir " demektedir.

UNESCO tarafından 1985 yılında Dünya Kültür Mirası olarak kabul edilen ve Avrupalı Bilim Adamlarınca “Anadolu’nun El Hamra’sı” olarak kabul edilen Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası’nın onarımına yönelik çalışmalar Vakıflar Genel Müdürlüğü, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü İle Sivas Valiliği tarafından yapılan protokol gereği yürütülmektedir

Büyük kurtarıcımız, Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk' ün ebedi istirahatgahı olan Anıtkabir, Ankara' nın orta kesiminde yer alır. Anıtkabir için yapılan heykel ve kabartmaların konuları, kurtuluş savaşı ve Cumhuriyet tarihimizden ve Atatürk' ün hayatından seçilmiştir. Ulu Önder Atatürk, Türk milletinin bağımsız ve milli egemenliğe dayanan demokratik bir devlet anlayışı içinde yaşaması için yürüttüğü mücadelesinde, milleti ile bütünleşerek başarıya ulaşmıştır. Türk yurdunu işgal eden düşmana karşı, vatanın bağımsızlık ve bütünlüğünü milletin azim ve kararının kurtaracağını çok sevdiği milletine aşılayan Atatürk, bağımsız Türkiye Cumhuriyeti' ni kurmayı başarmış, Türkiye Cumhuriyeti' ni çağdaş uygarlığa götüren yenileşme yolunda Türk Milletine layık inkılapları gerçekleştirmiştir. Türkiye Cumhuriyeti' nin kuruluşunun 15 nci yılında hastalığı ağırlaşarak, 10 Kasım 1938 ' de Dolmabahçe Sarayı' nda ebediyete intikal etmiştir. Atatürk kendisi için bir mezar yaptırmadığı gibi, gömüleceği yer içinde vasiyette bulunmamıştı. 1923 yılında bir sohbet sırasında Atatürk; "Elbet birgün öleceğim, beni Çankaya' ya gömer, hatıramı yaşatırsınız" demiş ve "Beni milletim nereye isterse oraya gömsün. Fakat benim hatıralarımın yaşayacağı yer Çankaya olacaktır" diye eklemiştir. Türk Ulusunun O' na karşı duyulan büyük saygı ve minnettarlığının bir ifadesi olan Anıtkabir, Türkiye Cumhuriyeti' nin en anlamlı eseridir.

Kendisini arayan cami

UNESCO tarafından koruma altına alınan Divriği Ulucamii"nin restorasyonu için proje üretilemiyor. Geçmişte yapılan yanlış müdahalelerden sonra kimse caminin onarımı için elini taşın altına sokmaya cesaret edemezken, cami eski ihtişamlı günlerine dönmeyi düşlüyor

UNESCO Kültür Mirası Listesi"nde yer alan Divriği Ulucamii, restorasyon projesi olmadığı gerekçesiyle çürümeye terk edildi. Selçuklu döneminin en önemli eserlerinden biri bürokrasi kurbanı oluyor. Ancak Ulucami"nin problemi bildik bürokrasi sıkıntılarından biraz farklı. Çünkü sözkonusu cami UNESCO Kültür Mirası Listesi"nde, restorasyon için para var, restorasyon yapmak isteyen var ancak restorasyonun nasıl ve ne şekilde yapılacağı ile ilgili proje yok. Elle tutulur bir proje olmayınca da taş işçiliğinin dünya çapındaki en güzel örneklerinden olan Ulucami eski ihtişamlı günlerine dönemiyor. Geçmiş dönemlerde yapılan yanlış restorasyonların kurbanı olan cami, şimdi de restorasyonu için ortaya proje konulamamasıyla gündemde. Sivas Valisi Hasan Canpolat Türkiye"de bir proje olmadığından dolayı camiye uluslararası bir kurumun derhal müdahale etmesi gerektiğini söylüyor.

Bir başyapıt

Malazgirt Zaferi"nden sonra Divriği"ye yerleşen ve burayı Mengücekoğulları"nın merkezi yapan Türkler"in şehre bıraktığı en önemli miras Ulucami. Mengücekoğlu Ahmed Şah ve eşi Turan Melek tarafından 1228 yılında yaptırılan caminin eşsiz bezemeleri, dönemin taş işçiliğini aşan özgün üslubu ile camiyi dünya sanatının başyapıtları arasına sokmuş. Divriği mucizesi denilen öncesiz ve sonrasız bu üslup, Selçuklu dönemindeki bütün birikimleri bir çatı altında sergiliyor. Fakat cami tarih boyunca restorasyon adı altında bir dizi yanlış uygulamayla eski ihtişamlı günlerinden uzaklaşmış. Yapılan müdahaleler geri dönüşü zor hasarlara yol açmış. 1940 yılında çatıdaki toprak kaldırılarak caminin orijinal kargir örtüsü açığa çıkarılmış, kubbeler arasındaki boşluklara, caminin içindeki hava akışını sağlamak için küpler doldurulup üzerine toprak örtülerek tesviyesi yapılmış. Bunun da üzerine grobeton ve şap eklenmiş. Dört yıl sonra çatı örtüsünün çatladığı ve yapının su aldığı belirlenmiş. 1945 yılında caminin üzerine bir ahşap çatı yapılarak kurşun kaplanmış. Yapılan ahşap çatı bozulduğundan damın taşla kaplanması için proje hazırlanıp, 1964-65 yılında bu proje uygulanmış. Yapılan bütün bu yanlış restorasyonlar caminin taşlarında kanserleşme denilen ve erimeye yol açan bir tür hastalığa sebep olmuş. Caminin alarm sistemi ve bekçisi olmadığından dolayı minber kapısı, halılar, şamdanlar gibi taşınabilir birçok eserin çalınmış olması da cabası!

Anadolu"nun simgelerinden olan Divriği Ulucamii, 1985 yılında UNESCO"nun kendi teklifiyle Dünya Kültür Mirası Listesi"ne alınmış. Ancak geçmişte yapılan yanlış onarımlar etkisini hâlâ sürdürürken, UNESCO caminin dünyaya tanıtımının dışında herhangi bir müdahalede bulunmuyor. UNESCO, sadece kültür mirası olarak kabul ettiği eserleri "tehdit altında bulunanlar" listesine ekleyerek restorasyon için bir dizi önlem alınmasını talep edebiliyor.

Kültür Bakanlığı, camiyi restore etmek üzere 2001 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü"nden devralmasına rağmen henüz bir müdahalede bulunmuş değil. Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu, Ulucami için "Bizim en önemli önceliklerimiz arasında" diyor ama kimse elini taşın altına sürmeye cesaret edemediğinden sonuca götürecek herhangi bir çözüm üretilebilmiş değil. Verilen tahribatın büyüklüğü restoratörleri bir hayli korkutmuşa benziyor. Kültür Bakanlığı tarafından caminin restorasyonu için Devlet Planlama Teşkilatı"ndan 2 trilyon liralık bir kaynak aktarıldı. Ancak ortada proje olmadığı için paranın tahsis edilmiş olması durumu değiştirmiyor.

Sivas Mimarlar Odası Yönetim Kurulu üyesi Ahmet Turan Koç ise, Ulucami için Türkiye"de proje üretilebileceğini savunuyor. "Müdahale için öncelikle kapsamlı bir rapor hazırlanmalı. Ancak bunu birkaç kurum ve kişi yapamaz. Önce hastalığa teşhis konulmalı, sonra ortak bir kurul tarafından bir proje üretilmeli." Bakan Mumcu ise birçok uzman ile görüşülmesine rağmen somut bir önerinin kendilerine gelmediğini aktarıyor. Cami için çok fazla yardım alamadıklarını anlatan Mumcu, proje üretmek için devlet kurumlarının kendilerinden onay beklememesini istiyor. Divriği üzerine araştırmalar yapan tarihçi-yazar Necdet Sakaoğlu ise, ortaya konulacak projenin uluslararası kabul görmesi gerektiğini vurguluyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Divriği Ulucamii için uluslararası bir ihale açmaya hazırlanıyor. Eğer cami özgün haline kavuşursa, müzelerde sergilenen camiye ait eserlerin geri döndürülmesi de planlanıyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise Bakanlar Kurulu toplantısı dolayısıyla bulunduğu Sivas"ta Divriği Ulucamii"ne büyük yatırımlar yapacaklarını ve ilçeyi ayağa kaldıracaklarını açıkladı.

Sivas Selçuklu ruhunu geri istiyor

Sivas, Selçuklu"ya eyalet merkezliği yapmış, tarihi dokusuyla Anadolu"nun en önemli yerleşim alanlarından biriydi. Ancak yıllar geçtikçe ilgisizlikten dolayı kentin tarihi dokusu kaybolmaya başladı. Şifaiye Medresesi, Buruciye Medresesi, Gökmedrese, Ulucami gibi anıtsal eserler zamanla özgünlüğünü yitirmeye yüz tutmuşken Sivas"ın yeni Valisi Hasan Canpolat, ürettiği yeni projeler ile şehri tekrar eski günlerine döndürmeyi hedefliyor. Projelerin sorumluluğunu ise Prof. Metin Sözen başkanlığındaki ÇEKÜL Vakfı üstlendi. Hazırlanan projelerin tamamını bir müteahhide ihale etmeyen Sivas Valiliği, işleri müteahhitlere parça parça veriyor. "Kültür Kenti Sivas" projesi ile tarihi eserler hem kısa sürede bitiriliyor, hem esere verilen zarar en aza indirgeniyor, hem de para konusunda tasarruf yapılıyor. Sivas"taki Osmanağa Konağı"nı bu proje şekliyle 3 ayda özgün haline kavuşturan Sivas Valisi Canpolat, bütüncül ihale yönteminin çok vakit alan hatta zararlı bir yöntem olduğunu düşünüyor. "Dünya Mirası Divriği Projesi'' ile kent bütün olarak ele alınacak. Öncelikle Divriği Ulucamii ve Şifahanesi etrafında oluşan gecekonduları kaldırmayı planlayan valilik, daha sonra ilçedeki tarihi konakları ele alacak. Sivas Valisi Canpolat, Divriği için, "Divriği Safranbolu"dan daha ileri düzeyde değer taşıyor. Safranbolu"da sadece sivil mimari özellikleri var. Ama Divriği"de sivil mimarinin yanı sıra Ulucami, Kale, Darüşşifa gibi eserler yer alıyor" diyor.

« Previous12Next »

Friends

  • loading Loading…

 

alimansurcelik's groups